ALİ FUAT CEBESOY (1882-1968)


Türk Asker ve Siyaset Adamı
1882’de İstanbul’da doğdu. Babası, TBMM’nin ilk Nafia vekili (Bayındırlık Bakanı) Ferik İsmail Fazıl Paşa; Anne tarafından dedesi, 93 Harbi komutanlarından Mehmet Ali Paşa’dır. Erzincan Askeri Rüştiyesi ve İstanbul Saint Joseph Lisesini bitirdikten sonra, 1899’da girdiği Harp Okulunda


Mustafa Kemal ile tanıştı
ve sınıf arkadaşı oldu. 1902’de Harp Okulundan, 1905’te de Harp Akademisinden mezun oldu. Beyrut ve Rumeli’de görev yaptı. 1907’de kolağası (yüzbaşı) olan Ali Fuat Cebesoy, 1909-1911 yılları arasında Roma askeri ataşeliğinde bulundu. Balkan Savaşları sırasında Yanya’yı Savunmasındaki başarıları ödüllendirilerek kaymakamlığa (yarbay) yükseltildi. Birinci Dünya Savaşı’nda Kanal Harekatına katıldı; Kafkas, Suriye ve Filistin cephelerinde bulundu. Bu savaş döneminde önce miralay (albay), daha sonra da mirliva (tuğgeneral) rütbesine yükseltildi.
Ali Fuat CebesoyMütareke döneminde, geriye kalan asker ve savaş mühimmatının Anadolu’da toparlanması için çaba sarf etti. Bir süre de Mustafa Kemal’in yerine,  Yedinci Ordu kumandanlığıma vekalet etti. Daha sonra, İstanbul’a giderek; Vatanın kurtarılması için çalışmalar yaptı, askeri ve sivil kesimlerle görüşmelerde bulundu. Mustafa Kemal’le görüşüp anlaşarak, 20. Kolordunun karargâhı Ankara’ya gitti. Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçmesiyle birlikte, kolordunun bütün imkânlarıyla O’na yardımcı oldu. Amasya Tamimi ve Sivas Kongresi hazırlık ve çalışmalarında, Batı Anadolu desteğini sağladı. Cebesoy’un komuta ettiği bu kolordu, Milli Mücadele’de; Batı Cephesi’nin temelini oluşturdu. İstanbul Hükümeti tarafından görevden alınınca, Temsil Heyeti 9 Eylül 1919’da ona Garbi Anadolu Umum Kuva-yı Milliye kumandanı unvanı ve yetkisini verdi. Ali Fuat Cebesoy, I. Ve II. Eskişehir harekatlarıyla, İngilizlerin geri çekilmelerini sağladı. Yine Batı Cephesi Kumandanlığı sırasında, Yunanlıların ilerleyişlerini durdurmak için giriştiği Gediz Taarruzunda yeterince başarılı olamayınca; Cephe Kumandanlığı’ndan alınarak Moskova Büyükelçiliği’ne tayin edildi.
Moskova’da, Rus Bolşevik Yönetimiyle ilişkileri geliştirme ve Sovyet yardımları konularında çaba sarfeden Cebesoy, 16 Mart 1921’de, TBMM adına Moskova Antlaşmasını imzaladı. Rusya’da bulunan İttihat ve Terakkicilerle de görüşmeler yaptıktan sonra; Mayıs-1922’ ayı sonlarında Ankara’ya döndü. Yurda döndükten sonra, Müdafaa-i Hukuk Grubu reisliğine, ardından da TBMM’nin II. Başkanlığına seçildi (13 Aralık 1922). Lozan görüşmelerinin yapıldığı Meclis oturumlarının çoğunu o yönetti. Bu görevden geçici olarak ayrılışıyla birlikte, Konya’daki 2. Ordu Müfettişliğine tayin edildi (24 Ekim 1923). Milletvekillerinin siyasi ve askerlik görevlerinden birini seçmeleri istendiğinde, ordudaki görevinden ayrılarak meclise döndü (30 Ekim 1924). 17 Kasım 1924’te Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Adnan Adıvar’la birlikte Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı ve partinin umumi kâtibi olarak görevlendirildi. Parti kısa bir sürede Mecliste ve Anadolu’da etkili bir muhalefet olunca, 3 Haziran 1925’te kapatıldı. 15 Haziran 1926’da, İzmir Suikastı nedeniyle; parti ileri gelenlerinin çoğunluğuyla birlikte İstiklâl Mahkemesinde yargılandı ve beraat etti. Bu olaydan sonra siyasetten bir süre uzak duran ve sıkıntılı bir dönem geçiren Ali Fuat Cebesoy, 1933’te Atatürk’ün isteği ile Konya’dan milletvekili seçilerek; yeniden meclise girdi. 1950 yılına kadar milletvekilliği yapan Cebesoy, 1939-1946 yılları arasında Nâfia ve Münâkalat vekillikleri (Bayındırlık ve Ulaştırma bakanlıkları) görevlerinde bulunda. Kâzım Karabekir’in ölümü üzerine,  Ocak-1948’de Meclis Başkanlığına seçildi. Daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılarak, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde; Demokrat Parti’nin listesinden bağımsız milletvekili olarak meclise girdi, 1960 yılına kadar mecliste bulundu. 27 Mayıs 1960 İhtilâlinden sonra siyasetten çekildi. 10 Ocak 1968’de, İstanbul’da vefat etti (Allah rahmet eylesin). Vasiyeti üzerine, Sakarya-Geyve’ye bağlı Ali Fuat Paşa Kasabasında defnedildi.
Okul döneminden itibaren Atatürk ile yakın arkadaşlık ve kader birliği yapmış olan Ali Fuat Cebesoy, Milli Mücadele’den sonra Atatürk ve bazı silah arkadaşları arasında yaşanan kırgınlık ve siyasi dargınlıklarda; ortamı yumuşatmaya yönelik girişimlerde ve arabuluculuk teşebbüslerinde bulundu.
Katıldığı savaşlardaki başarıları nedeniyle, madalya ve nişanlarla ödüllendirildi. TBMM tarafından da İstiklâl Madalyası verildi. Anı ve gözlemlerinden oluşan eserleri, Cihan Harbi ve Milli Mücadele tarihi açısından belge niteliğindedir. Başlıcaları:
Bi’rüssebi-Gazze Meydan Muharebesi ve 20. Kolordu
-Milli Mücadele Hatıraları
-Siyasi Hatıralar
-Sınıf Arkadaşım Atatürk
-Moskova Hatıraları

 

Bir önceki yazımız olan ENVER PAŞA (1881-1922) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

5 Şubat 2016 Saat : 11:32

ALİ FUAT CEBESOY (1882-1968) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Bizi takip edin

merak nedir? Son Yazılar FriendFeed

Son Yazılar

Devamını oku:
CÜLUS NEDİR?
BAKIR
CEYLAN
HAMSİ
ELEKTRON NEDİR?
KELİME-İ ŞEHADET
Kapat