NECİP FAZIL KISAKÜREK (1904-1983)


NECİP FAZIL KISAKÜREK (1904-1983)

20.Yüzyıl şair, yazar ve fikir adamı
Necip Fazıl; 1904 Yılında İstanbul-Çemberlitaş’ta doğdu. Babası aslen Kahramanmaraşlı olan Hukukçu Fazıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır. Ailesi ona Ahmet Necip ismini verdi. 4-5 yaşlarında okumayı öğrendi. 1912’de Gedikpaşa’da Fransız Mektebine, ardından Amerikan Koleji ve Emin Efendi Mahalle mektebine devam ettikten sonra Heybeliada Numune Mektebini bitirdi. Bu dönemde Peyami Safa ile tanıştı. İlköğreniminden sonra Bahriye Mektebine kaydoldu. İlk şiirlerini burada yazmaya başladı. Elle yazılı Nihal dergisini çıkardı. Bu okulda iken Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Akseki, Hamdullah Suphi gibi edebiyatçılar da bu okulda ders veriyordu. Bahriye mektebini son sınıfta terk eden Necip Fazıl; İstanbul’un işgali sırasında, annesi ile birlikte Erzurum’daki dayısının yanına gitti. Bu arada babasını da kaybetmişti. 1921 yılında Darülfünunun Felsefe Bölümü’ne girdi. Burada Ahmet Haşim, Yakup Kadri, Faruk Nafiz ve Ahmet Kutsi ile tanıştı. Şiirleri de bu dönemde dergilerde yayınlanmaya başladı. 1924 Yılında Milli Eğitim tarafından Paris Sorbon Üniversitesine gönderildi; ama bir yıl sonra geri döndü. 1925 yılında ‘Örümcek
Ağı’ adlı şiir kitabını bastırdı. Bir müddet bazı bankalarda çalıştı. 1928’de ikinci kitabı ‘Kaldırımlar’ı yayınladı. “931-33 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1934’de Nakşibendi Abdulhakim Arvasi ile tanıştı ve onun sohbetlerine devam ettti. 1938-1941 arasında bazı okullarda hocalık yapan Necip Fazıl; 1941’de şair ve yayıncılığın yanında gazetecilik ve siyasete de girdi.
Bundan sonraki dönemde, yurdu dolaşarak konferanslar ve toplantılar düzenledi.1 Eylül 1943’de ‘Büyük Doğu Dergisi’ni çıkardı. 1972 yılına kadar devam eden bu dönemde zaman zaman cezaevine girdi ama mücadelesini bırakmadı. 25 Mayıs 1983’de vefat etti.

 

Necip Fazıl’ın hayatı ve edebi kişiliğini iki ayrı dönem halinde incelemek ve değerlendirmek daha doğru bir tahlildir. Doğumundan 1934 yılına kadar olan bölümde; okul yıllarından başlayarak, çalkantılı ve düzensiz bir hayat sürdüren şairin eserleride bu izleri taşır. Bu dönemde kendi iç sıkıntılarını ve beşeri duyguları dile getiren şiirler yaznmıştır. 1934 yılında tanıştığı Abdulhakim Arvasi’nin toplantılarına ve sohbetlerine devam eden Necip Fazıl; tasavvufa yönelmiş, eserlerinde Türklük ve İslam’ı öne çıkarmıştır. Artık kendi deyimi ile ‘Müslüman bir sanatkar ve münevver bir insan’ olmuştur. Tohum ve 1937’de yazdığı ‘Bir Adam Yaratmak’ oyunları ile 1938 yılında ‘Büyük Doğu Marşı’ şiiri ikinci dönem edebi kişiliğinin ilk örnekleridir. Necip Fazıl, şiirlerinde hece veznini kullanmış; nesir eserlerinde derin manalar ifade eden, kelime oyunları ve nüktelerle süslenmiş bir tarzı benimsemiştir.

Eserlerinden Bazıları:
-Örümcek Ağı (1925)
-Kaldırımlar (1928)
-Ben ve Ötesi (1932)
-Birkaç Hikaye, Birkaç Tahlil (1933)
-Tohum (1935)
-Bir Adam Yaratmak (1938)
-Künye (1938)
-Sabır Taşı (1940)
-Çerçeve (1940)
-Namık Kemal (1940)
-Para (1940)
-Müdafaa (1946)
-Halkadan Pırıltılar (1948)
-Nam (1949)
-Maskenizi Yırtıyorum(1953)
-Sonsuzluk Kervanı (1955)
-Büyük Doğuya Doğru (1959)
-Altun Halka (1960)
-Çöle İnen Nur (1961)
-Çile (1962)
-Her Cephesi ile Kominizm (1962)
-Reis Bey (1964)
-Hazret (1964)
-İman ve Aksiyon (1964)
-Büyük Kapı (1965)
-Bir Pırıltı, Binbir Işık (1965)
-Vahiduddin (1968)
-Türkiye’nin Manzarası (1968)
-Bibbir Çerçeve (1968)
-Yeni Çeri (1970)
-Kanlı Sandık (1970)
-Nur Harmanı (1970)
-Moskof (1973)
-O ve Ben (1974)
-Babıâlı (1975)
-İhtilal (1976)
-İbrahim Ethem (1978)
-Aynadaki Yalan (1980)
-Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu (1982)
Anlamlı sözlerinden:
Ömrün ilk yarısı; ikinci yarısını beklemekle
İkinci yarısı da, ilk yarının hasretiyle geçer
…………………………

Dostlarımı hiçbir zaman satmadım
Çünkü hepsi beş para etmez çıktılar

AYAK SESLERİ – N. Fazıl Kısakürek

Hep bu ayak sesleri, hep bu ayak sesleri, 
Dolaşıyor dışarda, gün batışından beri 
Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime, 
Bir eski çıban gibi işliyor içerime. 


Ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan,
Sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan 
Sesler, ayak sesleri, kesilmez çıtırdılar, 
Bana gelen müjdeyi galiba caydırdılar. 


Böyle adım atarlar, ayrılanlar eşinden, 
Böyle yürür, gidenler, bir tabutun peşinden. 
Kimsesiz gecelerim, bu kesik sesle doldu, 
Artık, atan kalbim de bir ayak sesi oldu. 


Bir gün, sönük göğsüme düştüğü vakit başım, 
Benden ayrılıyormuş gibi bir can yoldaşım.
Gittikçe uzaklaşan bu sesi duya duya, 
Yavaşça dalacağım, o kalkılmaz uykuya.

 
____________________________________________________________
Kaynakça: Türkiye Gazetesi Ansiklopedisi
Vikipedi

Bir önceki yazımız olan FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898-1973) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

23 Temmuz 2013 Saat : 4:22

NECİP FAZIL KISAKÜREK (1904-1983) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Bizi takip edin

merak nedir? Son Yazılar FriendFeed
Devamını oku:
İMANIN ŞARTLARI
VURGUN
KABAKULAK
ÇİNÇİLLA
Bilgisayarın sesini yükseltme
NEDEN GÜLERİZ:
Kapat