ORHAN ŞAİK GÖKYAY (1902-1994)


Edebiyat Tarihi Araştırmacısı, Şair, Edebiyat Öğretmeni
Doksanüç Harbi sonrasında, Filibe’den Anadolu’ya göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak; 16 Temmuz 1902’de İnebolu’da doğdu. Babası öğretmen Mehmet Cevdet Efendi, annesi Şefika Hatun’dur.

Orhan Şaik, ailenin yedi çocuğundan birdir. Nüfus kaydına göre adı Hüseyin Vehbi Şaik Gökyay olup, Milli Eğitim Bakanlığının genelgesinden sonra; Türk ismi olarak Orhan adını almıştır.
İlköğrenimini Kastamonu’da yapan Orhan Şaik’in dini öğreniminde, bu dönemde babasının devam ettiği Şeyh Merdan Efendi Tekkesi’nin büyük katkısı oldu. Kastamonu’da başladığı orta öğrenimini Aydın’da sürdürdü. Tekrar döndüğü Kastamonu’da, İdadi dokuzuncu sınıfında iken; ailesinin maddi sıkıntıya düşmesi üzerine, okuluna ara verip Özel İdarede kâtip olarak çalışmaya başladı. Halk dili ve edebiyatına ilgisi de bu dönemde başladı. İlk şiiri olan Annemin Mezarında Kastamonu’da çıkan Açıkgöz Gazetesinde yayımlandı (1922).  İzmir’in işgalinden duyduğu üzüntüyle İzmir Rüyası adlı ikinci şiirini yazdı. Bu dönemde Kastamonu’ya gelen Mehmet Akif’le de tanışarak şiirlerini onunla paylaştı. Aynı yıl (1922) Ankara’ya giderek Ankara Darülmuallimi’nin son sınıfına kayıt yaptırıp, Temmuz ayında mezun oldu. Piraziz (Giresun nahiyesi) ve Samsun’da öğretmenlik yaptıktan sonra, Balıkesir’e tayin edildi. Balıkesir’de öğretmenlik yaptığı dönemde (1924-1926), Çağlayan adıyla bir dergi çıkardı; onbeş kadar sayısı çıkan bu dergide yazı ve şiirlerini yayımladı. Kısa süreli askerliğini yaptıktan sonra, 1927’de Kastamonu Lisesi son sınıfına kayıt yaptırarak lise diploması aldı. Ardından İstanbul’a giderek Darülfünun Edebiyat Fakültesi’ne kaydoldu. Aynı dönemde Yüksel Muallim Mektebi sınavını da kazandı. Hocalarından M. Fuad Köprülü’nün de teşvikiyle Almancasını ilerletti. Diğer yandan da Türkçe dersleri alan Theodor Mengel, Franz Taeschner, Paul Wittek, Herbert Duda gibi Türkologlarla yakın temas ve dostluklar kurdu.
1930’da Edebiyat Fakültesi’ni bitirince, Kastamonu Lisesi’nde Edebiyat Öğretmenliğine başladı. Ardından 1930-1939 yılları arasında sırasıyla Malatya, Edirne, Ankara, Eskişehir ve Bursa’da öğretmenlik yaptı. Edirne’de iken kendisi gibi öğretmen olan Ferhunde Sarıoğlu ile evlendi. Bursa’da iken ‘BU VATAN KİMİN’ adlı ünlü şiirini yazdı. Aynı dönemde, uzun süreden beri üzerinde çalıştığı Dede Korkut Hikâyeleri’ni yayınladı. 1939 yılında Musiki Muallim Mektebi’ne öğretmen ve müdür olarak atandı. Türk Konservatuvarı’nın tarihini ve marşını yazdı. Bu görevini sürdürürken (1944) Nihal Atsız ile ilişkileri nedeniyle, Irkçılık-Turancılık davasından tutuklandı. Onbir aylık tutukluluk ve işkence süresi sonunda, beraat ederek tekrar öğretmenliğe döndü.
1946-1951 yıllarında Galatasaray Lisesi’nde Edebiyat öğretmenliği, 1951-1954 yıllarında İngiltere’de Kültür Ataşeliği ve talebe müfettişliği yaptı. Yurda dönüşte, İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü’nde Edebiyat Öğretmenliği’ne tayin edildi. 1959’da Paul Wittek’in daveti üzerine Londra’ya giderek School of Oriental and African Studies’te, Türk Dili ve Edebiyatı okutmanlığı yaptı. 1962’de yurda dönünce Eğitim Enstitüsü’nde Edebiyat öğretmenliğine devam etti. 13 Temmuz 1967’de, yaş haddinden emekliye ayrıldı.
Emekli olduktan sonra da, zamanının çoğunu gençlere ayırıp; eğitim ve öğretimle ilgilenmeye devam eden Orhan Şaik Gökyay;  Çapa’da, Marmara ve Mimar Sinan Üniversitelerinde derslere girdi. Yetmiş yılı aşan öğretmenlik hayatı boyunca binlerce öğrenci yetiştirdi. Bu çabalarının sonucunda Hocaların Hocası  unvanına lâyık görüldü. Öğrencilik yıllarından başlayarak, birçok dergide yazıları ve eleştirileri yayımlandı. Eleştiri yazılarını 1982 yılında ‘Destursuz Bağa Girenler’ adlı kitabında topladı. Şiirleri, kendisinden sonra ‘Bu Vatan Kimin’ adıyla bir araya getirildi. 1989’da İstanbul Üniversitesi tarafından fahri doktorluk diploması verilen edebiyatçı, 1991 yılında Devlet Sanatçısı unvanı ile ödüllendirildi. Kitaplarını Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Kütüphanesi’ne bağışlayan Orhan Şaik Gökyay, 2 Aralık 1994’te vefat etti, cenazesi Nakkaştepe mezarlığına defnedildi.
Orhan Şaik Gökyay’ın sanat yaşamının ilk döneminde şiir, sonraki döneminde ise ilmi araştırmalar ağırlıklı olarak yer alır. İlk şiirlerini aruzla yazmış, sonrasında ise çoğunlukla hece veznini kullanmıştır. Halk şiiri tarzındaki eserlerinde vatan, kahramanlık, tabiat ve yalnızlık temaları öne çıkar. Milli konulardaki lirik-epik şiirleri genel olarak sade bir dille kaleme alınmıştır. Telif, tercüme ve Osmanlı Dönemi klasik eserlerini günümüz diline aktarmak için çaba harcamış, Dede Korkut ve Kâtip Çelebi üzerinde önemli çalışmalar yapmıştır. Çeşitli alanlardaki ilmi çalışmaları değerlendiren tenkit yazıları önemli yer tutar.
Başlıca Eserleri:
– Dede Korkut
– Bugünkü Dille Dede Korkut Hikayeleri
– Dedem Korkutun Kitabı
– Kâtip Çelebi, Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri
– Kâtip Çelebiden Seçmeler
– Kâbusname (Çeviri)
– Eskâl-ı Zaman (Ahmet Rasim’den)
– Ferah-Cerbe Fetihnamesi (Zekeriazadeden)
– Mevâ-idün Nefâis fi Kavaidi’l Mecâlis
– Hâlâtü’l Kahire Mine’l Adati’z Zâhire
– Destursuz Bağa Girenler (Eleştiri)
– Bu Vatan Kimin (Şiirler)

 

BU VATAN KİMİN
Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
 Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay´ım ne yazsan ziyade değil
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil
Topun namlusundan görenlerindir.

 

YAS
Dökün yaprağınızı dallarım dökün

Akın yaslı yaslı sularım akın.
Bükün boynunuzu bayraklar bükün
Bir alınmaz kalem vardı yıkıldı.

Durmadan çalkanan bir kızıl deniz
Bir damla yaş gibi duruyor sessiz
Vatan ufkundaki en güzel çeyiz
En şanslı süs baktım yarı çekildi.

Kara haber; tipi eser, savrulur
Bir yanardağ gibi içim kavrulur
Vatanın kaderi bende yoğrulur
Yas olup, yaş olup gözden döküldü.

Gökyay´ım derdiyle adını anar
Bir kararsız kuştur dalına konar
Neresinde bilmez bir yara kanar
Saran gitti boyuncuğu büküldü.

 —————————————————————————————————————————————————————————-
Kaynak: TDV- İslâm Ansiklopedisi

 

Bir önceki yazımız olan NİLÜFER HATUN başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

6 Mart 2017 Saat : 8:50

ORHAN ŞAİK GÖKYAY (1902-1994) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Bizi takip edin

merak nedir? Son Yazılar FriendFeed
Devamını oku:
MESCİD-İ DIRÂR
KATİP ÇELEBİ 1609-1657)
MEVLİD
BALIKLAR
NAR EKŞİSİ
RIZA NUR (1879-1942)
Kapat