OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ (1917-1983)


Gazeteci, Yazar, Şair, Siyasetçi
Asıl adı Osman Zeki Yüksel olup, 1917’de Antalya’nın Akseki ilçesinde doğdu. Babası,  Akseki eski müftülerinden Ahmet Salim Yüksel, annesi ise Emine Hanım’dır. Osman Yüksel aynı zamanda, 1947-1951 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı yapan Ahmet Hamdi Akseki’nin de yeğenidir.

İlkokulu Akseki’de, ortaokulu Antalya’da bitirerek öğrenimine Ankara’da devam etti. Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun olunca Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’ne kayıt yaptırdı. Bu dönemde Maneviyata bağlılığı, korkusuzluğu ve dönemin idarecilerine karşı mücadele azmi ile tanındı, Türkocağı ve milliyetçi kuruluşlarda faal rol aldı. Fakültede son sınıfa geldiğinde, 3 Mayıs 1944 olaylarına karıştığı gerekçesiyle Nihal Atsız, Alpaslan Türkeş gibi O’da hapse atıldı; üçbuçuk ay sonra beraat etti.  Hapisten çıkışta fakülteye dönüş için başvurduysa da kabul edilmedi. Bunun üzerine, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e hitaben yazdığı ‘Yüce Makamın Alçak Vekiline’ başlığıyla çok sert bir yazı kaleme alınca; tekrar hapse gönderildi.
Hapisten çıktıktan sonra ‘Serdengeçti’ adlı bir dergi çıkarmaya başladı (1947). Yüksek dozlu eleştirel yazıları nedeniyle derginin birçok sayısı toplatıldı ve kendisi hakkında da çok sayıda dava açıldı. Serdengeçti soyadını almasında rolü olan derginin, 1962 yılına kadar ancak 33 sayısı yayınlanabildi. 1952 yılında ‘Bağrı Yanık’ adlı mizah dergisini çıkardı.  İnancının mücadelesini esprili bir dille okuyucularına aktarmaya çalıştıysa da, bu dergi de yayını sürdüremedi.
Korkusuz ve sert bir mizaca sahip olan Osman Yüksel Serdengeçti’nin hayatı hep inandığı fikirlerin mücadelesiyle geçti. Hakkında açılan davalar, yargılamalar ve cezalar, O’nun için olağan hale gelmişti. Düşünce ve fikirlerini savunmak ve yaymak için siyasete de giren Serdengeçti, 1965-1969 yılları arasında; Adalet Partisi’nin Antalya milletvekili olarak TBMM’de bulundu. Kravat takmadığı için önce uyarılıp, sonra da meclise girişi yasaklanınca, beline doladığı kravatla içeri girdi. Yine uyarılınca ‘yasada kravatın boyna takılacağına dair bir hüküm yok’ diye kendini savundu. Muhalefetini kendi partisine de yönelterek eleştirilerine devam etmesi üzerine Adalet Partisi’nden ihraç edildi. Bundan sonraki hayatı yazdığı yazı ve kitaplarla geçti. Son olarak İstanbul Gazetesi’nde ‘Selâm’ başlığı ile günlük yazılar yazan Serdengeçti, son yıllarını parkinson hastalığı ile mücadeleyle geçirdi; 10 Kasım 1983’te İstanbul’da vefat etti.  
Yeni İstanbul, Zafer, Türk Yurdu, Milli Gazete, Çağlayan gibi gazete ve dergilerde yazılar yazan Osman Yüksel Serdengeçti, şiir ve yazılarında Türk-İslâm Kültürü’nü öne alan bir yazardır. Necip Fazıl’ın yakın arkadaşlarından olan Serdengeçti; dine, devlete, millete karşı gördüğü her türlü fikir, düşünce, inanç ve uygulamalarla mücadele etmiştir. Ömrü mahkeme ve hapishanelerde geçen Serdengeçti hazırcevaplılığı ile tanınmış, hiciv ve nükteleri de yazılarında bolca kullanmıştır. Türkçülerin ‘Tanrı Türkü Korusun’ demesi üzerine ‘Tanrı Türkü, Allah’da Müslümanları Korusun’ demiştir. Şiirlerinde vatan, millet, din, ahlâk, gelenek, tarih ve tabiat temalarını işlemiş; yazılarında da hiciv, espri ve mizahı bol kullanmış; destansı bir üslupla da akıcı hale getirmiştir. Muhaliflerini yaralayacak kadar keskin bir dil kullanmıştır.
Eserleri:
-Bu Millet Neden Ağlar
-Bir Nesli Nasıl Mahfettiler
-Akdeniz Hilalindir
-Gülünç Hakikatler
-Türklüğün Perişan Hali
-Mâbedsiz Şehir
-Mevlana ve Mehmed Akif
-Ayasofya Davası
-Kara Kitap
-Müslüman Türk Çocuğunun Şiir Kitabı

 

 

İmparatorluğa Mersiye
 
Bin yıl oldu toprağına basalı 
Hayli oldu kılıçları asalı, 
Bülbüllerin onun için tasalı,
Sazlar kırık, ayar tutmaz telleri, 
Biz neyledik o koskoca elleri?
Yol görünür, hakan emir verirdi, 
Dalga dalga ordularım yürürdü, 
Hamlemizden dağlar taşlar erirdi,
Dolu dizgin aştık nice belleri, 
Biz neyledik o koskoca elleri?

Yıldız doğar, talihimiz belirir, 
Sabah olur, ulufeler verilir, 
Bir seferde dört krallık serilir, 
Al al ettik, kara kara tülleri, 
Biz neyledik o koskoca elleri?

Ferman çıkar, dal kılıçlar takınır, 
Meydanlarda Rabbe dua okunur, 
Gölgemizden bütün cihan sakınır,
Andırırdık coşkun akan selleri, 
Biz neyledik o koskoca elleri? 

Kosovalar, Plevneler bizsizdir, 
Yosun tutmuş camilerim ıssızdır, 
Boynu bükük minareler öksüzdür, 
Açmaz olmuş Kızanlığın gülleri, 
Biz neyledik o koskoca elleri? 

Hali görür, geleceği sezerdik, 
Bir zamanlar ta Vistül’de gezerdik. 
Haritayı biz kendimiz çizerdik, 
Fetheyledik deryaları, çölleri, 
Biz neyledik o koskoca elleri? 

Rodopların ak başları yaslıdır, 
Serdengeçti gönül, artık usludur, 
Rüzgarları bile matem seslidir,
Zafer, zafer der,eserdi yelleri, 
Biz neyledik o koskoca elleri?

 

Ağıt Şiirinden
Yıllardır, yıllardır hayaller kurdum
Seni anam gibi aradım durdum
Ey benim sevgilim, ey Ana yurdum 
Nerde benim Ural-Altay dağlarım?
Akşam olur sabah olur ağlarım. 
Gövden bir yerde başın bir yerde 
Aramıza inmiş bir demir perde
Söyle Turan sen nerdesin, ben nerde? 
Nerde benim yaslı Tanrı dağlarım?
Akşam olur, sabah olur ağlarım.
       ……………………..
Geçmiş günler birer hayâl oldular
Bedr-i tam idiler, Hilal oldular
Dün cevapken bugün sual oldular
Nerede benim Ural-Altay dağlarım? 
Akşam olur sabah olur ağlarım. 
Kınaman dostlarım gözümde yaş var 
Şu kara bağrımda bir kara taş var
Tam elli iki milyon esir gardaş var
Nerde benim yaslı Tanrı dağlarım? 
Akşam olur sabah olur ağlarım.

Bir önceki yazımız olan OSMAN BÖLÜKBAŞI (1913-2002) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

14 Mart 2017 Saat : 6:20

OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ (1917-1983) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Bizi takip edin

merak nedir? Son Yazılar FriendFeed
Devamını oku:
PAPİRÜS
ZİYA OSMAN SABA (1910-1957)
CEMEL VAK’ASI
TİLKİ
ŞAMANİZM
KIRLANGIÇ
Kapat