RIZA NUR (1879-1942)


Hekim, Siyasetçi, Yazar ve Türkolog
1879 Yılında, kunduracı Mahmud Zeki Efendi’nin oğlu olarak Sinop’ta doğdu. İlköğenimini Sinop’ta yaptıktan sonra, İstanbul’a gitti. Önce Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’ni (ortaokul), ardından da Tıbbiye İdadisi’ni bitirdi (Lise). Liseden sonra Askeri Tıp Okulu’na devam edip, 1901 yılında tabip yüzbaşı oldu.


Alman hekimlerin idaresinde bulunan Gülhane Askeri Tıp Akademisinde staja başlayan Rıza Nur, önce Alman hekimlerin yanında asistanlık yaptı. Mezuniyet tezi olarak hazırladığı,  fenni sünnet usul ve aletlerini anlatan ‘Fenni Hıtan’ adlı kitabı basıldı ( 1905).  Önce yardımcı öğretmen olarak görev yapan Rıza Nur, 1907’de Gülhane’de cerrahi frofesör, 1908’de de binbaşı oldu.
Askeri tıbbiyede öğrenci iken İttihat ve terakki Cemiyetine giren Rıza Nur, II. Meşrutiyet’in ardından, 4 Şubat 1909’da yapılan seçimlerde Sinop’tan Milletvekili seçildi. Ancak görüş ayrılıkları nedeniyle sert muhaliflerden oldu ve bir müddet sonra da, İttihat ve Terakki’den istifa etti. Bunun üzerine kürsüsü lağvedildi ve profesörlük unvanı alındı, tenzili rütbe ile de binbaşılıktan kolağalığa indrildi. O’da Prens Sabahattin’in görüşlerinin hâkim olduğu Ahrar Fırkası’na katıldı. Ardından Hürriyet ve İtilâf Fırkası kuruluş hazırlıklarına yer aldı  ise de 1912 seçimleri sonrası buradan da ayrıldı.  O, İttihat ve Terakki karşıtı çalışmalara devam ederken, 23 Ocak 1913’teki Bâbıâli Baskını ile ittihatçılar iktidarı ele geçirdi; Rıza Nur’u da sürgüne gönderdiler. Önce Köstence’ye giden Rıza Nur, ardından Cenevre’ye geçti ve bir hastanede kısa süre cerrah olarak çalıştı. Daha sonra geçtiği Nice’de Şükrü Paşa’nın kızı İffet Hanım’la evlendi. Bir müddet kaldığı Paris’ten Mısır’a geçti, Cemiyet-i Hafiye ve Türkiye’nin Tarık-i Selameti adlı eserlerini burada hazırladı.
Mondros Mütarekesi sonrası İstanbul’a döndüğünde son Osmanlı Meclisinde Sinop mebusu olarak bulundu. Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasının ardından, Ankara’ya giderek Büyük Millet meclisi’ne katıldı. Milli Mücadele döneminde Milli Eğitim, Sıhhiye ve Muâvenet-i İctimâiyye (Sağlık ve Sosyal yardım) vekilliklerinde bulundu. Bir süre de Hariciye Nezâreti’ne (Dışişleri) vekâlet etti. 1921’de gittiği Moskova’da Afganistan’la yapılan antlaşmayı hazırladı, Moskova Antlaşmasını imzalayan heyette yer aldı. Sakarya muharebesinde hekim olarak görev yaptı. 1922’de saltanatı kaldıran kanun teklifini hazırladı. Lozan Antlaşması’nı imzalayan heyet içinde, İsmet İnönü’den sonra ikinci adam olarak bulundu. 1923’te tekrar Sinop milletvekili olarak meclise girdi. Bu dönemde, yazarlığı öne alarak oniki ciltlik Türk Tarihi’ni yazdı, Sinop’ta kurduğu kütüphaneye çok sayıda kitap bağışladı ve kütüphaneyi de Milli Eğitim Bakanlığına vakfetti. Türklük konusundaki hassasiyeti nedeniyle de kendisinin ölümünden sonra mütevelli heyetinde görev alacakların anne ve babalarının iki göbek atalarının Türk olmasını şart koştu. İzmir Suikastı’na katılanların idamlarına karşı görüşleri nedeniyle, Mustafa Kemal Paşa ile arası açılınca, 1926’da yurdu terk ederek Fransa’ya gitti ve Paris’e yerleşti. 1933 yılına kadar kaldığı Paris’ten ayrılarak İskenderiye’ye geçti ve 1938 yılına kadar orada kaldı. Yurt dışında kaldığı bu 12 yıllık süre içerisinde edebiyatla ilgili çalışmalarına devam etti. Bazı şairlerin şiirlerini neşretti, kendisi de milli ilâhi türünde şiirler yazdı. Revue de Turcologie  adlı bir dergi çıkardı, Oğuznâme’yi kaleme aldı. Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türk’ünü Türkiye Türkçesine çevirdi, bir Türk Operası oluşturulması için çalışmalar yaptı. 1938’de Atatürk’ün ölümü sonrasında yurda döndü. Türklüğü ve Türkçülüğü öne alan bir yazar olan Rıza Nur, Türkçü bir dergi olan Tanrıdağ dergisini çıkardı, Tasvîr-i Efkâr’da yazılar yazdı. 8 Eylül 1942’de öldü, Merkez Efendi mezarlığına defnedildi.
Dine saygılı olmakla birlikte kendisinin dine uzak olduğunu söyleyen Rıza Nur, tam bir Türk Milliyetçidir. Çalışmaları ve eserleri daha çok Türk ve Türkçülük üzerine olmuştur. Zeki ve açık yürekli bir insan olan Rıza Nur, düşünce ve fikirlerini çekinmeden ortaya koymuştur. Çocukluğundan 1935 yılına kadar olan hayatını teferruatlı bir şekilde anlattığı ve Lozan Antlaşması, İsmet İnönü ve Atatürk’e karşı eleştiri sınırlarını aşan değerlendirmeler ve ithamlar da içeren 4 ciltlik Hayat ve Hatıratım adlı eserini; diğer bazı eserleriyle birlikte, 1960 yılına kadar açılmaması şartıyla British Museum’a teslim etmiştir. Bu eser, 1967 yılında sansürlü şekilde yayınlandı ise de; hem toplatılmış hem de orijinal şekliyle yayınlanması yasaklanmıştır.
Eserlerinden Bazıları:
-Yeni Usulü Hitan
-Fenni Cerrahi Ortopedi
-Gurbet Dağarcığı
-Cemiyet-i Hafiye
-Türk Tarihi
-Türkbirlik Revüsü
-Oğuz Kağan
-Türkiye’nin Tarık-i Selameti
-Türklük Duası
-Hilâlin Tarihi
-Meclis-i Mebusan’da Fırkalar Meselesi
-Hürriyet ve İtilaf Nasıl Doğdu ve Nasıl Öldü
-Lozan Hatıraları
-Hücumlara Cevaplar
-Hayat ve Hatıratım

Bir önceki yazımız olan REFİK HALİD KARAY (1888-1965) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

16 Nisan 2017 Saat : 4:14

RIZA NUR (1879-1942) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Bizi takip edin

merak nedir? Son Yazılar FriendFeed
Devamını oku:
HAMAMBÖCEĞİ
SEMENTASYON
SEÇİM-2015
KELAYNAK
DİFTERİ (Kuşpalazı)
GÜNEŞ ÇARPMASI
Kapat